#Fenerbahçe
#Muhabbethane
#Trsohbeti
#Almanya
#Zurna
Nickiniz:
Şifreniz:
Şifreniz yoksa şifre yerini boş bırakın
Muhabbethane.com
Fnerbahçe sohbet
Madalyonun hep iki yüzü vardır derler. Eğer madalyon için söylenmiş olmasaydı; bu atasözü Fenerbahçe'ye yakışırdı. Yakışırdı, çünkü hep ikiliklerin, çelişkilerin, çatışmaların takımıdır Fenerbahçe. Seveni öldüresiye (kill for you) sever, nefret edeni kin kusar; en çok Fener'i yenmek zevk verir, en “acı” Fener yener; beş atar, dört yer. İyi ya da kötü, hakkında en fazla tezahürat üretilen takımdır Fenerbahçe. Zaten “Fenerlilik” de bu zıtlıklardan türer. İyi Fenerbahçe-kötü Fenerbahçe, en büyük Fener- i..e Fener, yıldızlar takımı- acıların takımı, efsane-kestane...
Fenerbahçeli olunmaz, doğulur denir, doğrudur. Ancak doğuştan gelen özelliklerle Fenerli olunur. Sonradan sempati göstermek çok zordur. Çünkü bir kez dışarıda kaldıysanız, çemberin içine girmek güçleşir. Çemberin içi dışarıya, dışı da içeriye sevecen bakmaz. “Dış görünüşüyle” yargılanmak en çok Fener'in kaderidir. Oysa “içeriden” bakanlar, yani sevdalılar için her şey toz pembedir. Fener'den öteye hayat yoktur. Hatta başka bir takımı insan neden tutar, bu bile merak konusudur. Zaten içgüdüsel, gözü kapalı sevmek karasevdalılarla Fenerbahçelilere yakışır.
Fener’i sevmenin de sevmemenin de binbir zorluğu vardır. Çünkü Fenerbahçe eğlendirir: Renklidir; şaşaası, cümbüşü eksik olmaz. Taraftarı sevinirken dozunu kaçıracak, zevkten bayılacak kadar abartır. Gole doymaz, 103 gol bile ancak tatmin eder, 4-0 biten ilk yarı Fenerli için en ideal maçtır. Ama Fenerbahçe ağlatır da: büyükler içinde en “ağır” yenilgileri o alır, en komik durumlara o düşer, en kötü yönetim ondan çıkar, tribünde en çok cefayı Fener seyircisi çeker; Pendik faciası ya da Aydın acısı yüreklerde hâlâ yaradır.
Ama Fener seyircisi affedicidir; en aciz durumlarda bile, Galatasaray galibiyeti her şeyi unutturur, ortalık toz pembe/duman olur. Sadece bir maça bu kadar anlam yükleyen başka hiçbir taraftar yoktur.. Zaten affetmek bir erdemdir. Evet, ama kindarlık da yabana atılacak bir şey değildir!.. Şampiyonluğa mal olacak hatayı yapanı sokakta görse selam vermez (garibim Erol'un bir GS maçında yaptırdığı penaltı neler açtı başına hatırlayın), ligin ilk yarısında deplasmandaki maçta, kendisine sert giren rakibini Fenerli oyuncu unutur, taraftar unutmaz. Mazisini aklında tutan takımdır Fener (“mazinde bir tarih yatar...”). Ama unutkandır da. En çok da bu huyundan vazgeçmez. Çok başarısız bir sezon bile bir sonraki için kriter olmaz. Her sene, her şeye yeniden başlanır. En azından böyle olması istenir. “Bu maçı unuttuk, önümüzdeki maçlara bakıyoruz” en çok Fenerlinin ağzına yakışır. Gelen ağamdır ama gidene paşam denmez kolay kolay. “Mazi kalbimde yaradır” ama unutursam geçer.
Her şeye rağmen vefalıdır da. Bordeaux zaferinin yaratıcıları Hüseyin, Selçuk, Şenol'u kimse unutmaz, Aykut hep “kocaman”dır, Lefter’i anmayana hain gözüyle bakılır. Vefanın üvey kardeşi nankörlükse, nankörlük de Fener'e yakışır. On sene takımın tüm yükünü taşıyan Oğuz Çetin Sakaryalı grubunun başıdır ve bütün kötülüklerin anasıdır, eski futbolcuların hepsi kulübün altını oyar, bir önceki maç beş gol atan adamın sonrakinde en fazla iki pozisyon kaçırma lüksü vardır; üçüncüde yuhalanır... Geçen senenin şampiyon kadrosu üç maç kötü sonuç alsın dağıtılır...
Türkiye birinci futbol ligi tarihinin en başarılı takımıdır Fenerbahçe (boşuna kızmayın, son senelerde biraz sarsıntıya uğrasa da Fenerlilere göre bu hâlâ böyledir!). En çok şampiyon olan iki takımdan biridir, en çok galibiyet alan takımdır, ezeli rakiplerini en çok yenen takımdır, en çok gol atarak şampiyon olmuştur. Fenerliye göre tek önemli şey, hatta her şey olan şampiyonluk için, rakipleri bazen yıllarca beklese de, Fenerbahçelinin gönlü 5-6 seneden fazlayı kaldırmaz. Sarı lacivert zeminden baktığınızda hikâye böyle gözükür ama işin öteki yüzü farklıdır. Son yirmi yılın en başarısız büyüğüdür Fener! Birinci Lig tarihinin en ağır yenilgilerini bu dönemde almıştır, şampiyon olmadığı neredeyse bütün senelerde taraftarını kahretmiştir, önce Karakartal sonra Cimbombom'lu “altın yıllar”a gıptayla bakmıştır, sistemli başarıya hasret kalmıştır... Zaten Fenerbahçe ve sistem aynı cümlede ancak olumsuzluk ekiyle kullanılır. Birinci ligin 43-44 senelik tarihinde iki kez arka arkaya şampiyonluğa sadece iki kez ulaşmıştır. Fenerbahçe şampiyonluk sonrasında rehavetin dozunu kaçırır. Şampiyon takımın ertesi seneki görüntüsü nasıl bu kadar içler acısıdır, anlaşılamaz; şaşkınlık en çok Fenerbahçe'ye yakışır.
istanbul sohbet
ankara sohbet
izmir sohbet
mynet sohbet
mirc sohbet
muhabbet sohbet
canlı sohbet
kameralı sohbet
msn sohbet
chat odaları
sohbet odaları
sohbet sitesi
sohpet